Fıkralar
Fıkra (1):
Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş.
Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış,
baştan aşağı pekiyi! 1-2 tanede iyi var ama öğretmen
karnenin altına şöyle bir not düşmüş; '' Çok akıllı ve
yetenekli bir çocuk, fakat kusuru var: Derste çok
konuşuyor. Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında
fikirlerim var, en kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak
istiyorum!'' Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve
öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bir not düşmüş:
'' Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde
uygulayacağım!''
Fıkra (2):
Karadenizli delinin biri yolın kenarındaki
uçurumda durmuş, aşağıya bakarak '' 13,
13, 13.....'' diye söyleniyormuş. Oradan geçen
Temel delinin ne yaptığını merak etmiş,
yanaşarak '' Haçan burada ne yapi...''
diyemeden deli onu birden uçurumdan
aşagıya atıvermiş ve devam etmiş : '' 14,
14, 14...''
Fıkra (3):
Adamın biri iş için şirkete baş vurur,
görevli sorar: '' Neden iş arıyorsunuz?''
'' işsiz olduğum için!'' '' Mesleğiniz nedir?''
'' Paris'de timsah avlarım!'' '' İyi ama
kardeşim, Paris'te timsah bulunmaz ki!''
'' Ben niye işsizim zannediyorsun?''
Fıkra (4):
Kadının biri fazla kiloluydu ve kiloları
canına tak etmişti, rejim yapmaya karar verdi,
ne kadar rejim yapmaya çalıştıysa arada
yine de dayanamadı, yedi. Birkaç ay sonra
tartıya çıktı, tartıda şu yazıyordu:
'' Lütfen teker teker tartılın!''
Fıkra (5):
Ev telefonu hayli yüksek gelince ev halkı
toplanmış. Baba: '' yahu bu korkunç bir fatura!
Ben bu telefonu asla kullanmıyorum, hep
çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum!''
Anne: '' Aynen ben de! Akşama kadar çalıştığım
bankada elimin altında telefon... Ne yapayım bunu?''
Oğlan: '' Emin olun ben de şirketin bana verdiği
cep telefonuyla bütün görüşmelerimi yapıyorum!''
Kız: '' Benim de şirket hattım var. Ev telefonunu hiç
kullanmam ki!'' Herkes aniden evdeki hizmetçiye
dönüp cevap arar gözle bakarlar. Hizmetçi:'' Eee?
Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş
telefonlarını kullanıyoruz!''
Fıkra (6):
Temel arkadaşının daveti üzerine İzmir'e
gitmiş. Orada dolaşırken bakmış ki, birkaç
efe zeybek oynuyor. Kendilerine has ağır
hareketlerle kol vurup diz büken efeleri
seyrederlerken arkadaşı Temel'e dönüp
sormuş: '' Ne güzel oynuyorlar değilmi?''
Temel dudak bükmüş: '' O kadar
düşündükten sonra bende oynarım!''
Fıkra (7):
Dursun: '' Yahu temel, on yıldır posta
memurusun. On yıldır Allah'ın her günü
mektup damgalarsın. Ne sıkıcı iş bu.
Bıkmadın mı daha?'' Temel: '' neden bıkayım?
Hergün tarih değişiyor!''
Fıkra (8):
Filmde Kızılderililer'in yüzlerini boyadıklarını
gören Can sordu: ''Baba, ne yapıyorlar bunlar
böyle?'' '' Savaşa hazırlanıyorlar oğlum!'' Can
ertesi sabah annesi makyaj yaparken gördü,
koşup babasına geldi: '' Baba, kötü şeyler olacak!''
Annem içerde savaşa hazırlanıyor.
Fıkra (9):
Temel Fadime'nin kendisinden nefret
etmektedir. Birgün kararını verir ve fadime
evde yokken kediyi yakalayıp arabasına koyar.
1-2 Km kadar ilerideki köprünün yanına bırakıp
eve döner. Kapıyı açınca bakar ki, kedi
sepetinde oturuyor. Ertesi gün Fadime'nin
evden çıkmasını bekleyip kediyi yine arabaya
atar. Bu defa 5-6 Km ötedeki kasabada bir çöp
konteynırına bırakır. Eve döner kapıyı açar, kedi yine
baş köşeye kurulmuş, Temel'e kötü kötü bakıyor. Ertesi
gün işi iyice inada bindirir, kediyi yakaladığı gibi 10-15
Km. direksiyon sallar, bulduğu her tali yola dalar, kedi
yönünü kaybetsin diye şaşırtmaca yollara girer, daireler
çizer. Sonunda yaptığı işten iyice emin olunca arabayı
durdurup kediyi bırakır. Arabasına atlar, evinin yolunu tutar.
Saatler Temel evine, Fadime'ye telefon açar: '' Uy Fadime,
kedi yaninda mi? '' ''Evde niye soriysun da?'' '' O şerefsizi
telefona ver hemen! Kayboldum, yolu tarif etsun!''
Fıkra (10) :
Acıkmış halde eve dönen Mehmet annesine
'' Akşama ne var?'' diye sorunca annesi
'' Saymakla bitmez oğlum!'' dedi. Mehmet
'' Güzel, nelermiş bunlar?'' deyince annesi
gülümseyerek cevapladı: '' Bulgur Pilavı!''
Fıkra (11) :
Taekwondo

Taekwondo







Fıkralar













